Boşanırken nafaka istemedim, sonradan isteyebilir miyim sorusu, boşanma kararı kesinleştikten sonra maddi zorluğa düşen kişilerin en sık merak ettiği konulardan biridir. Boşanma davası sırasında pek çok kişi bir an önce süreci bitirmek, tartışmayı uzatmamak veya karşı tarafla pazarlığa girmemek için nafaka talebinde bulunmaz. Ancak boşanmanın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra ekonomik tablo değişebilir; iş bulunamaz, kira yükü altından kalkılamaz hale gelir.
İçindekiler
ToggleBu yazıda, boşandıktan sonra nafaka talebinin hangi hallerde mümkün olduğunu, hangi sürelere tabi olduğunu ve “talep etmemek” ile “nafakadan feragat etmek” arasındaki kritik farkı ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Boşanma sırasında nafaka talep etmemiş olmanız, nafaka hakkınızın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak bu imkân sınırsız değildir ve üç faktöre bağlıdır:
Bu üç unsurdan biri bile aleyhe sonuç doğurduğunda talep reddedilebilir. Bu nedenle dosyanın kendi somut şartları içinde değerlendirilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu boşanmaya bağlı olarak farklı nafaka türleri öngörmüştür ve her birinin hukuki rejimi ayrıdır.
Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken hâkimin geçici olarak hükmettiği nafakadır. Yargılama süresince ödenir ve boşanma hükmünün kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer. Dava bittikten sonra ayrıca tedbir nafakası istenmesi mümkün değildir; bu aşamadan sonra talep edilebilecek olan yoksulluk nafakasıdır.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Sonradan talep edilmesi hâlinde devreye bir yıllık zamanaşımı süresi girer.
Velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması sonucunu doğuran nafakadır. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan, yoksulluk nafakasına göre çok daha esnek bir rejime tabidir ve boşanmadan yıllar sonra dahi talep edilebilir.
Boşandıktan sonra nafaka davası açmak isteyenlerin karşısına çıkan en kritik hüküm, Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesidir:
“Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
Bu düzenleme yalnızca yoksulluk nafakasını değil, boşanma sebebiyle istenecek maddi ve manevi tazminat taleplerini de kapsar. Yani boşanma sırasında hiç nafaka talebinde bulunmamışsanız, bu talebi ileri sürebileceğiniz süre boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.
Bir yıllık süre, boşanma davasının açıldığı ya da karar verildiği tarihten değil, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kesinleşme; istinaf ve temyiz yollarının tüketilmesi ya da bu yollara başvurulmadan sürenin geçmesiyle gerçekleşir. Uygulamada birçok kişi karar tarihini esas aldığı için süre hesabında hataya düşmektedir. Bu nedenle dava dosyanızdaki kesinleşme şerhinin tarihini kontrol etmek büyük önem taşır.
Zamanaşımı bir def’idir; hâkim tarafından re’sen gözetilmez. Karşı taraf zamanaşımı itirazında bulunmazsa mahkeme, bir yıl geçmiş olsa dahi işin esasına girerek karar verebilir. Bu teorik bir ihtimal olsa da, süresi geçmiş taleplerde davanın reddedilmesi kuvvetle muhtemeldir.
Boşanırken nafaka istemedim sonradan isteyebilir miyim sorusunun cevabını belirleyen en önemli ayrım budur ve uygulamada sıklıkla gözden kaçırılır.
Çekişmeli boşanma davasında dava veya cevap dilekçenizde nafaka talep etmemişseniz, bu durum nafaka hakkınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelmez. Bu ihtimalde, bir yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava açarak yoksulluk nafakası talep etmeniz mümkündür. Çekişmeli sürecin işleyişine ilişkin ayrıntılar için çekişmeli boşanma davası yazımızı inceleyebilirsiniz.
Buna karşılık, boşanma dilekçenizde, duruşma tutanağında veya anlaşmalı boşanma protokolünde “nafaka talebim yoktur”, “nafaka hakkımdan feragat ediyorum” gibi açık bir irade beyanında bulunduysanız tablo tamamen değişir. Feragat, hakkın kendisinden vazgeçme anlamı taşır ve kesin hüküm sonucu doğurur. Bu hâlde bir yıllık süre dolmamış olsa bile yoksulluk nafakası talep edilemez.
Anlaşmalı boşanmalarda bu risk özellikle yüksektir. Protokoller genellikle “taraflar birbirlerinden nafaka ve tazminat talebinde bulunmamaktadır” şeklinde standart bir cümle içerir. Mahkemece onaylanan bu protokol, tarafları bağlayan bir sözleşme hâline gelir. Boşanma sürecinin başlangıcındaki adımlar için boşanma davası nasıl açılır başlıklı yazımız yol gösterici olabilir.
Süre koşulunu sağlamanız tek başına yeterli değildir. Sonradan açılan davada da yoksulluk nafakasının maddi şartlarının bulunduğunu ispat etmeniz gerekir:
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşmek. Yoksulluk, kişinin kendi geliriyle asgari yaşam ihtiyaçlarını (barınma, gıda, sağlık, giyim, ulaşım) karşılayamaz durumda olmasıdır. Uygulamada asgari ücret düzeyinde bir gelir elde etmek, tek başına nafaka talebine engel oluşturmamaktadır. Bu konudaki değerlendirme ölçütleri için çalışan eş nafaka alabilir mi yazımıza bakabilirsiniz.
Kusurun daha ağır olmaması. Nafaka isteyen tarafın kusuru, diğer taraftan daha ağır olmamalıdır. Eşit kusur veya kusursuzluk hâlinde nafakaya hükmedilebilir. Nafaka yükümlüsünün ayrıca kusurlu olması aranmaz.
Yükümlünün mali gücünün bulunması. Nafaka, borçlunun ödeme gücü oranında belirlenir. Karşı tarafın geliri, malvarlığı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler dikkate alınır.
Talebin bulunması. Yoksulluk nafakasına hâkim kendiliğinden hükmedemez; mutlaka talep edilmesi gerekir.
Müşterek çocuk için istenen iştirak nafakası, yoksulluk nafakasından tamamen farklı bir mantığa dayanır. Bu nafaka anne ya da babanın değil, çocuğun hakkıdır ve kamu düzenine ilişkindir.
Bunun iki önemli sonucu vardır. Birincisi, iştirak nafakası talebi TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımına tabi değildir; çocuk ergin olana kadar her zaman dava açılabilir. Nafaka hakkı her ay yeniden doğduğundan, doğmamış bir alacaktan önceden feragat edilmesi hukuken sonuç doğurmaz.
İkincisi, boşanma protokolünde “çocuk için nafaka talep etmiyorum” denilmiş olsa dahi, çocuğun yararına yeniden iştirak nafakası istenebilir. Ancak geçmişe dönük olarak, dava tarihinden önceki dönem için nafaka talep edilemeyeceğini unutmamak gerekir. Velayet düzenlemelerinin nafakayla ilişkisi konusunda velayet davası nasıl açılır yazımız da faydalı olacaktır.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Yetkili mahkeme, TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu düzenleme, ekonomik olarak zor durumdaki tarafın kendi bulunduğu yerde dava açabilmesini sağlamak amacını taşır.
Nafakanın başlangıç tarihi, boşanmadan sonra ayrı bir davayla istenen nafakalarda kural olarak dava tarihidir. Boşanmanın kesinleşmesi ile dava tarihi arasında geçen dönem için geriye dönük nafaka talep edilemez. Bu nedenle beklemek doğrudan hak kaybına yol açar.
Toplanacak deliller arasında gelir belgeleri, SGK kayıtları, tapu ve araç sorgulamaları, kira sözleşmesi, banka hesap hareketleri ve tanık beyanları yer alır. Karşı tarafın gelir durumunun mahkemece re’sen araştırılması da talep edilebilir.
Sonradan açılacak nafaka davalarında hak kaybının büyük bölümü, dosyanın baştan doğru okunmamasından kaynaklanır. Dava öncesinde şu noktaların netleştirilmesi yerinde olur:
Nafakaya hükmedildikten sonra koşulların değişmesi hâlinde miktarın yeniden düzenlenmesi gündeme gelebilir. Bu konuda nafaka artırım davası ve nafaka iptal davası nasıl açılır başlıklı yazılarımız süreci ayrıntılı olarak açıklamaktadır.
Boşandıktan 2 yıl sonra nafaka davası açabilir miyim? Yoksulluk nafakası bakımından hayır. TMK m. 178’deki bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olacağından, karşı taraf zamanaşımı def’inde bulunursa dava reddedilir. Ancak müşterek çocuk için iştirak nafakası, çocuk ergin olmadığı sürece iki yıl sonra da istenebilir.
Anlaşmalı boşandık ve protokolde nafaka istemediğimi yazdım. Şimdi isteyebilir miyim? Yoksulluk nafakası bakımından bu beyan feragat niteliği taşıdığından, sonradan talep edilmesi mümkün değildir. Buna karşılık çocuk için iştirak nafakası, protokoldeki feragat kaydına rağmen talep edilebilir.
Bir yıllık süre hangi tarihten itibaren hesaplanır? Boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanır. Karar tarihi değil, kesinleşme tarihi esas alınır.
Nafaka davası açtığımda boşanmadan bu yana geçen aylar için de nafaka alabilir miyim? Hayır. Sonradan açılan davalarda nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren işler; geçmiş döneme ilişkin talep kabul edilmez.
Çalışıyorum, yine de yoksulluk nafakası isteyebilir miyim? Çalışıyor olmak tek başına engel değildir. Belirleyici olan, elde edilen gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığıdır. Düzensiz, güvencesiz veya asgari düzeydeki gelirler uygulamada nafakaya engel görülmemektedir.
Nafaka davasını nerede açmam gerekir? Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Görevli mahkeme ise aile mahkemesidir.
Boşanırken nafaka istememiş olmak, her durumda nafaka hakkının kaybı anlamına gelmez. Belirleyici olan, boşanma dosyasında nafaka hakkından açıkça feragat edilip edilmediği ve boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık sürenin geçip geçmediğidir. Feragat bulunmuyor ve süre dolmamışsa yoksulluk nafakası ayrı bir davayla istenebilir. Müşterek çocuk için iştirak nafakası ise bu sınırlamalara tabi olmaksızın, çocuk ergin olana kadar her zaman talep edilebilir.
Yazar: Av. Ebrar KAPANŞAHİN — İzmir Barosu Sicil No: 17253
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya mütalaa niteliği taşımamaktadır. Her hukuki uyuşmazlık kendi somut şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak adına sürecinizi uzman bir avukatla yürütmeniz tavsiye edilir.
Tüm Hakları Saklıdır. © 2021 Av. Ebrar Kapanşahin